Oblomov

 

Oblomov – İvan Aleksandroviç Gonçarov

Lise yıllarımda okuduğum Oblomov  o dönem ki enerjimle zıt olan farklı bulup bir solukta okuduğum ilginç bir kitap,üstelik Türk toplumunun çevik ve çalışkanlığına alışmış olduğumdan kitabın baş karakteri İlya İlyiç’e üzülerek okudum ama sonraları anladım ki Rus toplumunun uzunca bir dönemi bu ruh haliyle yaşayan insanlarla doluymuş.  Oblomov,  Rus aristokrasisini, romanın bir diğer kahramanı olan Stoltz ise disiplin ve çalışkanlığıyla Avrupa’yı simgeliyormuş.Bir varoluş trajedisi olan Oblomovluk,bilinçli bir tembellik/atalet halidir.Bir uyuşukluk değil,aksine fazla uyanıklık,her şeyin farkında olma,bir adım ötesini görme halidir ancak tüm bu farkındalık dolayısıyla sonunu gördüğü yolda ilerlemek istememenin getirdiği bir tükenmişlik ve kendini gerçekleştirememektir.Sosyal yaşamdan kopuş,topluma uyum sağlayamama,bilinçli bir vazgeçiştir.Ölüme eş bir uyuşukluk hali;bir başka deyişle yaşarken ölmektir.

Oblomov, devrim öncesi Rusyasının ruh halini, derebeyi ve burjuva kültürünü başarılı biçimde yansıttığı için, önce Rus eleştirmenler ve edebiyatçılar tarafından çok övülen bir roman olmuştur.”Oblomovluk” kavramı, edebiyattan siyasete birçok tartışmada kullanıldı. Oblomov’un ülkemizde bilinmesine neden olan unsurlardan biri, Lenin’in de konuşmalarında Oblomovluğu anmasıydı. Lenin, Oblomovluğun sadece burjuvaların içinde değil, işçiler ve köylüler arasında da olduğunu söyleyerek, devrimden sonra buna karşı mücadele etmenin önemine vurgu yapmıştı.
Oblomov hâlâ Rus edebiyatının en çok bilinen karakterlerinden biri. Yazarı İvan Gonçarov’un doğum yeri olan Ulyanovsk, her yıl düzenlenen Oblomov Festivali’ne ev sahipliği yapıyor. Yazarın doğumgünü olan 18 Haziran’da, şehir halkı Oblomov karakterlerini canlandırmaya devam ediyor.

İvan Gonçarov’un başyapıtı Oblomov, ölmeden önce okunması gereken 1001 kitap arasındadır. Romanın başkahramanı Oblomov, (İlya İlyiç) eylemsizliğin simgesi olmuştur. Öyle sanıyorum ki hayatınızda Oblomov kadar tembel bir insanla karşılaşmamışsınızdır.

 

   Nasıl biridir Oblomov?

Tembelliğin doruk noktasında yaşayan, çocukluğundan beri bütün işlerini hizmetçilerin yaptığı bir Rus soylusudur. Babasından kalma Oblomovka adlı köyün efendisidir.

Otuz iki otuz üç yaşlarında, hoş görünümlü, yüzü hareketsizlikten ve rehavetten rengini kaybetmiş bir asilzadedir.( Üzerinde, kendisini iki kez saracak genişlikte Acem işi, sürekli giydiği, her hareketine uysal bir köle gibi boyun eğen bir hırkası olduğu yıllarca bilinir fakat Sabri Gürses’in çevisini okuduğunuzda giydiğinin hırka değil sabahlık olarak çevirildiğini görürsünüz)

Çok zorunlu bir durum olmadıkça – bazen olsa bile- evinden hatta odasından dışarı çıkmayarak sürekli yatağında uzanır. Yorulduğu, hasta olduğu ya da sırf keyfi öyle istediği için uzanmaz;  uzanmak onun doğal halidir.

Evinin pencerelerinde, güneşli günlerde dışarıyı sisli ve karanlık görecek kadar toz vardır ; aynı tozu odadaki aynada da görebiliriz; ayrıca masada bir önceki akşam yemeğinden kalma kirli tabaklar vardır ve  duvardaki resimlerden püskül püskül örümcek ağları sarkar. Uşağı Zahar’ı,  odasını temizlemediği için azarlasa da  uşak, efendisi evden çıkmadığı için temizlik yapamadığını söyler. (Aslında tembellikte Oblomov’la yarışan Zahar’ın bahanesidir bu.)

Odasındaki gazete bile geçen yıldan kalmadır, yazı masasındaki hokkaya batırdığınız bir kalemle mürekkep yerine ürkmüş bir sinek bulursunuz.

Zevksiz döşenmiş ve bir sürü ıvır zıvırla dolu odası çok yönlüdür, hem uzanır hem misafirlerini kabul eder hem de çalışma odası olarak kullanır. Ama çalışma odası olarak kullanması kesinlikle çalıştığı anlamına gelmez.

Sabahları çok geç uyanır, kahvaltısını yapar, sonra tekrar uyur; akşamüstü uyanır, yemeğini yer, bir ağırlık çöker üstüne, sonra tekrar uyur.

Uşağı Zahar’ı çağırır, ama ona ne söyleyeceğini unutur;  yine çağırır, yine unutur. Burnu aksa, Zahar’a kızar, kendiliğinden düşünüp mendil getirmediği için. Zahar da mendili boş sandalyelerin üzerlerini yoklayarak arayacak kadar kayıtsızdır, efendisinin ikide bir kendisini çağırmasından rahatsızdır, Oblomov’un istediği hiçbir eşyanın yerini bilmez ve efendisini “her şeyini kaybetmekle “suçlar.

Efendisi odadaki güvelerden, tahtakurularından şikayet ettikçe ne var ki benim odamda da pire var, diyecek kadar vurdumduymazdır. Hatta tahtakurularını ve pisliği ben mi icat ettim diyerek savunur kendini.

Elbiselerini asla kendisi giymez, uşağı giydirir. Kafası bir türlü gerçekleştiremediği planlarla doludur, sahibi olduğu Oblomovka ‘ya gitmek ister; ama gittiği görülmemiştir. Bütün işlerini kendisini dolandıran bir kahyaya emanet etmiştir. Hatta Oblomov,  bu dolandırıcının farkında olduğu halde Oblomovka’ya gitmez; çünkü kolunu bile kaldıracak mecali yoktur. Bütün işlerini yarına erteler, yarın olduğunda da ertesi güne…

Oblomovka’ya gönderilmek üzere bir mektup yazmaya çalışır; ama bir türlü bitiremez, ufacık bir imla hatasından dolayı bitirmek üzere olduğu mektubu yırtıp atar, yeniden yazmaya gücü olmadığı için de yarına bırakır bu yazma işini.

 

Kahramanımızın çok iyi bir dostu vardır. Oblomov ile taban tabana zıt bir karakter: Ştoltz. Bu yakın dostu, çocukluk arkadaşı Oblomov’u içinde bulunduğu rehavetten kurtarabilmek için Olga ile tanıştırır. İlk zamanlarda Oblomov,  Olga ile hayata tutunsa da sonradan Olga’nın sorumluluğunu almaktan korkar ve onu terk eder.

 

Son sözleri Ştoltz’a bırakıyorum:

“Zekaca kimseden aşağı değildi, tertemiz, billur gibi bir ruhu vardı. Asil heyecanları olan bir insandı. Ama hiçbir şey yapmadı.”

oblomov-a494
Oblomov_1915

You may also like...

8 Responses

  1. Kazım Can dedi ki:

    Pek tanımadığımız yazarların hayat hikayelerinden o dönemleri öğrenebiliyoruz, emeğine sağlık.

    • Bahar dedi ki:

      teşekkür ederim 🙂 aslında yazarın hayat hikayesi değil bu yazarın yarattığı o dönemin insanını yansıtan baş kahraman oblomov adı da ilya ilyiç yazarımız gonçarov 🙂

  2. Tezcan dedi ki:

    Evet tanımadığımız yazarların hayat hikayelerinden o dönemleri öğrenebiliyoruz, çok faydalanıyoruz…

  3. sonay snn dedi ki:

    aaa çok güzel anlatmışsınız bazen benimde üstüme bir oblomovluk çöküyor 🙂 şuan ergen bir oğlum var oda böyle her şeyin farkında ama hiç bir şey yapmıyor dersleri için …

    • Bahar dedi ki:

      teşekkür ederim 🙂 evet bence herkes yaşıyor kısa süreliğine bu durumu ama hakikaten boş zamanımız varsa 🙂 oğlunuzun böyle davranmasının altında yatan geçerli bir sebep yoksa ancak ozaman oblomovluk yapıyıor diyebiliriz malum ergenken hayat biraz değişik oluyor özgüven eksikliği kaygı aşk acısı vs… 🙂

  4. kerem dedi ki:

    diğer yazılarınızdan da anladığım kadarıyla bebeğiniz var maşallah iyi yazabiliyorsunuz benim hanım konuşmuyor bile yorgunluktan bırak yazmayı bakıcınız falan mı var.

    • Bahar dedi ki:

      evet 5 aylık bir bebeğim var, bakıcıya ne olursa olsun bırakmayacağım ,oğluma kendim bakacağım 🙂 yazmayı sevdiğimden yazıyorum hatta bana çok bağlı oğlum ve çoğunlukla yazılarımı o kucağımdayken yazıyorum çok da hareketli 🙂 kolay olmuyor ama deniyorum ev işleri de üstüne gelince haliyle benimde bazen konuşmaya mecalim kalmıyor eşinizi anlayabiliyorum yani 🙂

fikrini paylaş